NKÜ ve ÖÇP işbirliği ile ‘MESLEKİ GELİŞİM PROGRAMI’ gerçekleştirildi.

 

NKÜ Ziraat Fakültesi ve Önder Çiftçi Projesi işbirliği ile 2015-2016 öğretim yılı 2. Sömestrde, ‘MESLEKİ GELİŞİM PROGRAMI’ uygulamaya konulup, gerçekleştirilmiştir. Haftada 1 gün olmak üzere, 14 hafta süren uygulamalı eğitim programına, Tarım Ekonomisi ve Tarla Bitkileri bölümleri son sınıflarından 10 ar öğrenci, toplamda 20 kişi katılmıştır. Uygulama ağırlıklı, meslek geliştirmeye yönelik bu programın amacı; öğrencilerin mezun olduktan sonra iş hayatına daha kolay uyum sağlayabilmeleridir. Programın içeriği bu amaç doğrultusunda oluşturulmuştur.

İlk bölümde Önder Çiftçi bünyesinde bulunan Danışmanlık Derneklerinde, üye çiftçilere verilen danışmanlık hizmetleri kapsamında çalışmalar gerçekleştirilmiş, İkinci bölümde ise, tarım sektörü ile ilgili kurum ve kuruluşlar (şirketler) ziyaret edilmiştir. Kurumumuz çalışanlarından Halil Erişgen’in koordinatörlüğünü yaptığı  programda,  Ziraat Mühendisi adayı öğrenciler yapılan çalışmalara aktif olarak katılım sağlamışlardır.

17 Mayıs 2016 Namık Kemal Ünivesitesi Ziraat Fakültesi Dekanlık toplantı salonunda ‘MESLEKİ GELİŞİM PROGRAMI’na katılan ve başarı ile bitiren Ziraat Mühendisi adayı öğrencilere katılım belgelerinin verilmesiyle çalışmaların ilk bölümü tamamlanmıştır.

Namık Kemal Ünivesitesi Ziraat Fakültesi Dekanlık toplantı salonu
Namık Kemal Ünivesitesi Ziraat Fakültesi Dekanlık toplantı salonu

 

‘Kinoa Bitkisi’ Trakya Topraklarında…

       Kinoa görünümü ve tadı tahıla benzeyen ıspanakgiller familyasına ait bir çeşit otsu bitkidir. Etli ve besleyici yaprakları vardır, salkım salkım çiçekler açar ve bu çiçekler zengin besin değeri olan minik tohumlara dönüşürler. Yenilen kısmı da bu kurutulmuş boncuk görünümlü minik tohumlardır. Son yılların trend bitkisi Kinoa, Tekirdağ Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği ile Trakya topraklarında. Tekirdağ’ın kılavuzlu mahallesinde bu yıl ekimi yapılan kinoa bitkisinin hasadı temmuz sonu itibariyle yapıldı. Önder Çiftçi olan Ali Çetin tarafından yetiştirilen bitki, üreticinin yüzünü güldürecek bitkilerden biri olarak tanımlanıyor.

       Mart ayının sonunda ekilen ve yaklaşık 120 günlük olan bitkiden 275 kg/da verim elde edilmiştir. Ürün günümüz itibariyle 6.5 lira/kg fiyattan alıcı bularak üreticimizin gelir seviyesini arttırabilecek ürünlerden biri görünmektedir. Bölgemizde yeni yetiştirilen Kinoa bitkisinin, Tekirdağ Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği’nin de katkısıyla önümüzdeki yıllarda ekim alanlarının artması beklenmektedir.

Tekirdağ Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı

       Tekirdağ Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği olarak  yıl sonu değerlendirme toplantısı  22 Temmuz 2016 tarihinde Tekirdağ Ticaret Borsası’nda 68 üyenin katılımıyla, Danışman İlker İNAL’ın anlatımıyla gerçekleştirildi.

       İNAL, 2015-2016 üretim yılında bölge de yaşanan olumsuzlukların önümüzdeki üretim yılı içerisinde yaşanmaması için yapılması gerekenleri anlattı. Aynı dönemde Tekirdağ Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği olarak yapmış oldukları 2 farklı bölgede 15 buğday çeşidi, 2 farklı bölgede 11 kanola çeşidi ve 6 farklı bölgede 4 farklı mikro ve makro besin elementi denemelerin sonuçlarını üyelere anlattı. Bu denemelerin yapılma amacının üyelerinin daha doğru çeşit seçimi yapabilmelerinin yanı sıra, kullandıkları besin elementlerinin verim artışı ve ürünler üzerindeki  kalite artışına etkisini göstermek  olduğunu söyledi.

       Tekirdağ Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği olarak amaçlarının üyelerine bilim ve teknolojiyi kulanarak sürdürülebilir tarım yaptırmak ve daha karlı bir üretim sezonu geçirmelerini hedeflemek olduğunu vurguladı.

Genç Çiftçiye Verilecek 30 Bin TL desteğin detayları

Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hakkında tebliği imzalayarak Başbakanlığa gönderdi.

Tebliğ özetle şu hususları kapsamaktadır:

· Kırsal alandaki 18-40 yaş arası gençler müracaat edecektir

· Toplam nüfusumuzun yaklaşık %28’i kırsal alanda yaşamaktadır. Bununla birlikte bakanlığımız çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 18-40 yaş aralığındaki çiftçi sayısı 330.412’dir. Bu da ÇKS’ye kayıtlı toplam çiftçi sayısının %13,46’sını oluşturmaktadır.

· Bu program kapsamında genç çiftçilere 30.000.- TL hibe desteği verilecektir. Program 3 yıl süre ile uygulanmaya devam edecektir. (Bakanlar Kurulu Kararı üç yıl olacak şekilde yayımlanmıştır.)

· Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, arıcılık, kanatlı, ipekböceği yetiştiriciliği, meyvecilik, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularına destek verilecektir.

· Büyükbaş ve küçükbaş canlı hayvanlar TİGEM tarafından temin edilecektir.

· Bitkisel üretim projelerinde traktör ve bahçe traktörü hariç, proje ihtiyacı olan diğer makine ve ekipmanlar destekleme kapsamına alınmıştır.

· Su ürünleri üretimi projeleri yüksek maliyetli olması ve ruhsat alma işlemlerinin uzun sürmesi nedeniyle bu dönem program dışı tutulmuştur.

· Ayrıca su ürünleri üretim projeleri bakanlığımız IPARD (Avrupa Birliği) ve kırsal kalkınma yatırımlarını destekleme programı (genel bütçe) kapsamında daha yüksek bedellerle desteklenmektedir.

· Kanatlı sektöründe ördek, kaz, hindi ve serbest tavuk yetiştiriciliği destekleme kapsamına alınmıştır.

· Başvurular tebliğ yayınlandıktan sonra 30 gün sürecektir

· • Ön başvuru elektronik ortamda alınacak olup, başvuru dosyaları il ve ilçe müdürlüklerine elden teslim edilecektir

· Genç çiftçilerin hiç bir şekilde proje hazırlama gideri olmayacaktır. Bakanlığımızca hazırlanan örnek proje ve büyüklükleri tavsiye niteliğinde duyurulacaktır

· İl ve ilçeler arasındaki proje ve bütçe dağılımı TÜİK verileri esas alınarak bilimsel kurallara göre yapılmıştır.

· Ülke genelindeki tüm başvurular, değerlendirme ve uygulamalar yazılım sistemi üzerinden anlık olarak bakanlık merkezinden izlenebilecektir.

· Hibe sözleşmeleri ilçelerde imzalanacaktır

· Şehit yakınları, gaziler, engelli vatandaşlar ve kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanacaktır (5’er puan)

· Coğrafi işaret olan ürünler ile yerli gen kaynağı olan ürünler ön plana çıkarılacaktır. Bu şekilde hayvancılık bölgelerine öncelik verilecektir.

· İl/içe merkezlerine uzak köylerden başvuranlar avantajlı olacaktır

· Satın alma uygulamaları basit, kolay ve uygulanabilir olacaktır.

· Hayvancılık projelerinde yetiştiricilerin kendi aralarındaki alım-satımlar kabul edilecektir. Bu şekilde spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilecektir.

· Projelerin 2 yıl süre ile izlenmesi ve takibi yapılacaktır.

Kaynak: www.ulusaltarim.com

Tanrıların meyvesi mangostan

Asya’ya özgü meyvelerden biri olan mangostan, “Tanrıların meyvesi” veya “meyvelerin kraliçesi” olarak da anılıyor. Onu bu denli değerli kılan ise yalnızca lezzeti değil, aynı zamanda çok farklı alanlarda kullanılabilmesi.

Mangostan (Garcinia mangostana L.) clusiaceae (guttiferae) familyasından, 6-25 metre boylarında, koyu kahverengi ya da neredeyse siyah pullu kabuklu, iç kabuğu sarı ve acı sütlü, dik gövdeli, yapraklarını dökmeyen, piramidal taçlı bir ağaç. Manggis, mangosteen, mangostane, mangostana, mangostino adlarıyla da anılıyor. Bitki cinsinin adı garcinia, tropikal tıbbın öncülerinden Portekizli Garcia de Orta’nın (1500-1568) adıyla ilişkili. Meyvenin, Malayca ya da Endonecedeki adını, mangustao olarak Avrupa’da ilk telaffuz eden de o.

Ağacın kısa saplı, hafif sivri uçlu, 9-25 cm uzunluk ve 4,5-10 cm genişlikteki karşılıklı dizilişli, uzunca yumurtamsı-dikdörtgenimsi ya da eliptik, kalın yaprakları, ilk çıktıklarında pembeyken, sonraları alt yüzleri donuk sarımsı yeşile, üst yüzleri parlak koyu yeşile dönüyor. Dal uçlarında ya da doğrudan dallarda, fazla göze batmayan, dişileri erkeklerinden biraz daha büyük, tek ya da ikisi yan yana, 4-5 cm çapında, etli, 4 taçyapraklı yeşilimsi beyaz ya da sarı-beyaz-yeşil yanları olan, kırmızı çiçekler açıyor.

Meyvelerin kraliçesi

Portakal büyüklüğündeki 50-150 gramlık küremsi meyvenin tepesinde (sapın çevresinde) şapkamsı 4-8 adet çıkıntı bulunuyor. Meyvenin neredeyse üçte ikisini kaplayan 4-6 cm kalınlıktaki odunsu sert kabuk başlangıçta açık yeşil, hatta beyazken; sonra koyu yeşile, olgunlaşmaya başlayınca pembeye, kırmızıya ve en sonunda patlıcan moruna dönüyor.

tanrilarin-meyvesi-mangostan3

Kabuğun altındaki, mandalina dilimlerini ya da sarımsak dişlerini çağrıştıran 5-7 parçalı, 3-5 cm çaplı etli kısım, kar beyazı ya da krem rengi. Parçaların bazılarında çekirdek bulunurken, bazılarında bulunmuyor. Çokça tatlı-biraz ekşi, keskin lezzetli, yumuşak, sulu, ağızda eriyen, serinletici; şeftali, ahududu, ananas ya da çilek ve üzüm karışımı bir lezzette oluyor. Olgunlaşınca biraz yumuşayan kabuğu bıçakla soyularak dilim dilim; karpuz gibi başından kesilip kahve kaşığıyla içi oyularak ya da keskin bir bıçakla ortadan ikiye ayrılıp çatalla yeniyor. Mor meyve kabuğu soyulurken, elleri boyanmasına neden oluyor.

Mangostan Asya’nın en güzel meyvelerinden biri. “Tanrıların meyvesi” ya da “meyvelerin kraliçesi” diye anılıyor. Çok lezzetli olduğu için genelde taze yeniyor ancak konserve, dondurma, şerbet, şurup, reçel, sirke, likör yapılarak, meyve salatalarına eklenerek de tüketiliyor. Yeşil meyvelerin ekşi lezzetle ve tohumların kaynatılarak ya da kavrularak yendiği de oluyor. Filipinler’deki Jolo adalarında bulunan farklı bir çeşidin; meyvesi daha büyük, kabuğu olağandan kalın, lezzeti daha ekşimsi oluyor.

Antioksidan şampiyonu

Meyvenin bileşiminde -xanthone dahil- polifenoller, kateşinler, polisakkarit, tanen, reçine, karbonhidrat, glikoz ve fruktozlar, B1, B2, B3, B5, B6, B9, C vitaminleri, kalsiyum, fosfor, potasyum, demir, magnezyum, manganez, sodyum, çinko mineral ve oligo elementleri bulunuyor. ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) değerlerine göre dünyada antioksidan (serbest radikal süpürücü) etkisi en yüksek meyve mangostan. Bu açıdan kuru erik, nar, kuru üzüm, maviyemiş (Vaccinium myrtillus L.), böğürtlen, çilek, ahududu, erik, portakal, kivi, greyfurt meyvelerinin çok önünde yer alıyor.

Vücudun bağışıklık sistemini onarıp, güçlendiriyor. Bunun yanı sıra iltihap giderici, bakteri, mantar yok edici olarak biliniyor. Halk hekimliğinde ishal, dizanteri, mesane iltihabı, âdet düzensizlikleri ve egzama benzeri cilt sorunlarında kullanılıyor. Kronik çocuk ve yetişkin ishallerinde, bir gece suda bekletilen meyve kabuğu demlenerek içiliyor.

Hem sağlıkta hem sanayide

Çin’de, kurutulup toz haline getirilen meyve kabuğu dizanteri için karna uygulanıyor; egzama ve cilt rahatsızlıklarında merhem haline getirilerek ilgili yere sarılıyor. Ağaç kabuğu ishal, mesane iltihabı (sistit), belsoğukluğu rahatsızlıklarında kaynatılıp içiliyor, büzücü losyon olarak dışarıdan uygulanıyor. Filipinler’de yüksek ateş, pamukçuk, ishal, dizanteri ve idrar bozukluklarında yapraklar ve ağaç kabuğu birlikte kaynatılıp içiliyor. Malezya’da ise ağaç kabuğu özütü, amipli dizanteri için kullanılan ticari bir ilaç. Burada yapraklar, olgunlaşmamış muz ve biraz benzoin (asilbent) ile birlikte demlenip sünnet yarası üzerine konuyor. Kök kaynatılarak âdet düzenleyici olarak içiliyor.

Çin’de tanen, kateşin ve reçine içeren meyve kabuğuyla deriler tabaklanıyor; meyve kabuğundan siyah boya elde ediliyor. Tayland’da, ağacın odunu inşaat ve marangozluk işlerinde değerlendiriliyor. Gana’da halkın yüzde 17’sini teşkil eden Müslümanlar arasında ağacın dalları misvak olarak kullanılıyor.

tanrilarin-meyvesi-mangostan2

Hindistan’da yılda iki kez hasat

Clusiaceae (guttiferae) familyası dünyada, çoğunluğu tropikal iklimde, 40’a yakın cins ve 1000 dolayında ağaç, ağaççık, sarmaşık ve otsu bitki türüyle; ülkemizde sadece hypericum (kantaron) cinsine ait 94 otsu bitki taksonuyla temsil buluyor. Burada anlatılan mangostanın gen merkezinin, tam bilinmese de, Güneydoğu Asya’daki Malezya ve Endonezya’ya ait Sunda ve Maluku (Baharat) takımadaları olabileceği kabul ediliyor. Buralardan Singapur, Tayland, Myanmar, Kamboçya, Güney Vietnam, Hindistan, Sri Lanka’ya yayıldı. Günümüzde Asya’nın ve hatta dünyanın bütün tropikal bölgelerinde; Filipinler, Hawaii, Avustralya, Zanzibar, Gana, Gabon, Liberya, Panama, Porto Riko, Jamaika, Dominik, Küba, Kolombiya’da yetiştiriliyor.

100 yaşına kadar meyve veriyor

Üretimi tohum ekilerek, çelikle ve daldırmayla yapılıyor. Zengin, nemli ve geçirgen toprakları seviyor. Ultra-tropikal bir meyve olarak dona karşı dirençsiz, eksi derecelerde pek yaşayamıyor; 37 derecenin üstüne de çıkamıyor. Ayrıca kuraklığa karşı da dayanıksız. Tohum, meyvenin içinde canlılığını 3-5 hafta sürdürebilirken, meyveden çıkınca 1-5 günde canlılığını yitiriyor. Tohumu 24 saat su içinde ıslatmak çimlenme oranını artırıyor ve çimlenmeyi hızlandırıyor.

Çimlenme 20-22 gün içinde görülüyor ve 43 gün içinde tamamlanıyor. Ağaç 6-12 yaşlarında meyve vermeye başlıyor. Başlangıçta 200-300 dolayında meyve veriyor. 30 yaşına kadar hasat artıyor ve 1000-2000 meyveye ulaşıyor. Hindistan’ın Chennai (Madras) bölgesinde 20-45 yaşlarındaki ağaçların 2-3 bin meyve verdiği görüldü. Sonraki yıllarda verim azalsa da ağaçlar 100 yaşına kadar meyve vermeye devam ediyor.

Raf ömrü kısa

Hasat Sri Lanka’nın alçak kesimlerinde mayıs-temmuz, yüksek kesimlerinde temmuz-ağustos ya da ağustos-eylül aylarında yapılıyor. Hindistan’da yılda iki kez ürün alınıyor; biri muson yağmurları döneminde (temmuz-ekim), diğeri nisan-haziran aylarında. Porto Riko’da güneş altındaki ağaçlar temmuz-ağustos; gölgedekiler kasım-aralık aylarında hasat ediliyor.

Yere düşürmeden dalından toplanan olgun meyvenin raf ömrü fazla uzun değil. 5. haftadan sonra çürümeye yüz tutuyor. Bu da onun uluslararası pazarlara sunumunu zorlaştırıyor. Yine de Kuzey Amerika ve Avrupa’nın büyük marketlerinde dönem dönem mangostan satın almak mümkün. Afiyet şeker olsun.

 

kaynak: tarlasera yazar Ramis DARA

İstihdam dostu ‘kooperatifler’

Dünyanın pek çok ülkesinde faaliyet gösteren kooperatifler 600 milyar doları bulan iş hacmi ile küresel düzeyde 1 milyardan fazla insana hizmet ediyor. Kooperatiflerin yüzde 27’si tarım ve gıda alanında faaliyet gösteriyor. Diğer taraftan, kooperatifler ticari işletmeler için temel oluşturan özgün bir model ortaya koyuyor ve önemli ölçüde istihdam yaratıyorlar. Bu anlamda, özellikle şeker pancarı tarımının kooperatifler kanalıyla ülkemiz açısından istihdama önemli katkılar sağladığını söylemek mümkün.

Şekerpancarı üretimi, ekonomik, sosyal ve kültürel önemi nedeniyle son zamanlarda sıkça gündeme geliyor. Dünyanın en büyük şeker üreticisi Brezilya. Ardından Hindistan ve Çin geliyor. Türkiye ise şekerpancarı üretiminde 12’inci, pancar şekeri üretiminde ise dünyada 5’inci sırada.
Pankobirlik verilerine göre, Türkiye’de her yıl 150 bin çiftçi ailesi pancar tarımı ile geçimini sağlıyor. Fabrikalarda daimi ve mevsimlik olarak 10 bin kişiye, bakım ve hasat dönemlerinde 200 bin mevsimlik tarım işçisine istihdam yaratılıyor.
Şeker pancarı çiftçisinin kendi imkânları ile sulama suyuna kazandırdığı 1.7 milyon dekar tarım arazisi ile sağladığı istihdamın yatırım değeri bugüne kadar 1.6 milyar dolara ulaşmış durumda.

Şeker pancarı hazinesi
Pankobirlik verilerine göre, halen sulanamayan fakat ekonomik olarak sulama suyu temin edilebilecek 40 milyon dekar kıraç tarım arazisi sulu tarıma kazandırıldığında, ekimi artırılacak şeker pancarı ve pamuk tarımı ile tarımda 400 bin tam istihdam, sanayilerinde de 50 bin tam istihdam kazanılacak. Tahminlere göre, Türkiye’de tarım arazisinin tamamında buğday tarımı yapılıyor olsa, elde edilecek üretim ve satış geliri çiftçilerin yaşamını sürdürmelerine yetmeyecek. Bu anlamda, 50 dekar buğday tarımının çiftçiye net getirisi 10 dekar pancar tarımından daha az olmakta.
Şeker pancarı, özellikle istihdam alanının genişliği sebebiyle önemli bir ürün ve politika konusu. Bu açıdan, Türkiye’de şeker sanayini sadece ülkenin şeker ihtiyacını karşılayan bir alan olarak görmemek gerekiyor. Sadece Konya’daki iki tesiste, Altınekin Yağ Fabrikası’nda 25 bin ve Panagro Et Süt Entegre Entegre Tesisleri’nde 50 bin olmak üzere toplam 75 bin çiftçi ailesine istihdam yaratılmış durumda. Söz konusu tesislerin hayata geçirilmesiyle petrolden sonra en çok döviz ödediğimiz ayçiçeği üretiminde yüzde 450, bölgedeki büyük baş hayvan varlığında ise yüzde 25 oranında artış kaydedilmiş.
Şeker pancarı, tarımın manivelasıdır. Yani, şeker pancarı bir ülke için vazgeçilmez endüstriyel bir hazinedir. Bu sebeple, pancar ekimine elverişli arazileri kullanmamak ve şeker fabrikalarını atıl kapasite ile çalıştırmak, ülkenin kalkınmasının önünde önemli bir engeldir.

Çalışma Yaşamı  |  Cem Kılıç

TARIM ZİRVESİ İZMİR’DE YAPILDI

İzmir’de, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in başkanlığında “Ege Bölgesi Ortak Akıl Toplantısı” ile Bakanlık Koordinasyon Toplantıları düzenlenecek.

Bugün, ilk olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı merkez birimleri ve ilgili kuruluşların birim amirlerinin katılımıyla “Bakanlık Koordinasyon Toplantısı” ile “Bölgesel Genişletilmiş Bakanlık Koordinasyon Toplantısı” düzenlenecek.

Yarın ise yine Bakan Çelik’in başkanlığında milletvekilleri, mülki idare amirleri, bakanlık merkez birimleri, ilgili kuruluşlar, bölge il, kurum ve kuruluş müdürleri, üniversiteler, sektör temsilcileri ve üreticilerin katılımıyla “Ege Bölgesi Ortak Akıl Toplantısı” gerçekleştirilecek. Tarım politika ve uygulamalarının, bakanlık çalışanları ve tarım sektörü paydaşları arasında değerlendirilmesi amacıyla düzenlenecek toplantıya İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve Muğla’dan katılım sağlanacak.

Kanola, Trakya Çiftçisinin Ekim Kültürüne Yerleşti”

Hayrabolu Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çıkrıkçılı: “Özellikle Trakya’da bir münavebe bitkisi olarak yerleşen kanola, ekim kültürüne girdi”

Hayrabolu Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çıkrıkçılı, özellikle Trakya’da bir münavebe bitkisi olarak yerleşen kanolanın ekim kültürüne girdiğini söyledi. Çırıkçılı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2013-2014 sezonundaki kanola hasadının, üreticilerin yüzünü güldürdüğü ve son 12 yılın en yüksek veriminin yaşandığını belirtti.

Kanolada çiçeklenme sonrası gelen yağışlarla ciddi verim farklılıkları oluştuğunu belirten Çıkrıkçılı, “Çiftçilerimizin kumsal diye tabir ettiği zayıf arazilerde dekarda 310-350 kilogram, kepir diye tabir edilen kuvvetli arazilerde de dekarda 479 kilogram kadar verim ortalamaları kayıt altına alınmıştır.

Bu da çoğu sulu tarım ürünlerinden elde edilemeyecek kadar dekar kazancı olarak çiftçimize yansımıştır” diye konuştu. Çıkrıkçılı, Trakya bölgesinde kanola ekiminin gün geçtikçe yaygınlaştığını vurguladı.

Kooperatifleri vasıtasıyla toplu pazarlamanın verdiği avantajla üreticiye piyasa fiyatının üzerinde avans verdiklerini dile getiren Çıkrıkçılı, şöyle konuştu: “Önümüzdeki günlerde de gerçek fiyat açıklanınca geri kalan ödemeler yapılacak. Özellikle Trakya’da bir münavebe bitkisi olarak yerleşen kanola, ekim kültürüne girdi. Kanolanın önümüzdeki yıl daha fazla alanda üretileceğini düşünüyoruz. Mühendislerimiz de üreticilerimize birebir danışmanlık hizmeti veriyor.

Bu da üreticimize verim ve kalite olarak geri dönüyor. Kanola büyük bir pazar haline geldi. Hasat dönemi üreticilerimize hayırlı olsun.”